hosting

Mevlana

"Bir muammadır aşk. Kiminin vicdanına atılan taş, kiminin de gözünden akıtılan yaştır aşk." Mevlana

Mevlana

Tam adı: Mevlana Celâleddîn-i Rûmî (Jalāl ad-Dīn Muhammad Balkhī)
Doğum tarihi: 30 Haziran 1207
Doğum yeri: Belh / Afganistan
Ölüm Tarihi: 17 Aralık 1273
Ölüm Yeri: Konya / Türkiye
Boyu: – 
Ailesi: Mümine Hatun (Anne), Bahaduddin Walad (Baba)
Eşi:  Kara Khatoon (? – 1273)
Çocuk (ları): Sultan Veled, Emir Alim Çelebi, Alâeddin Çelebi, Melike Hatun
Mesleği: Şair, Filozof
Aktif Yılları: MS 1200’lü yıllar

youtube-chanel Mevlana

Sosyal Medyada

Başlıklar

Hakkında

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Kimdir? Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, 30 Haziran 1207 tarihinde Afganistan’ın Belh kentinde dünyaya gelmiştir. 13. yüzyıldan kalma bir Pers şairi, bir İslam dervişi ve bir Tasavvuf mistidir. En büyük manevi ustalardan ve şiirsel zekalardan biri olarak kabul edilir.
Manevi dünyayı tanımlamak için günlük yaşamın koşullarından faydalanmıştır. Rumi’nin şiirleri, özellikle Farsça, Afganistan, İran ve Tacikistan’ın konuşmacıları arasında büyük bir popülerlik kazanmıştır. Büyük şairin yazdığı çok sayıda şiir, farklı dillere çevrilmiştir.

Çocukluk Yılları

Celâleddîn-i Rûmî, 30 Eylül 1207‘de Afganistan Belh’te doğdu. Babası Bahaduddin Walad, annesi bir ilahiyatçı ve hukukçu Mümine Hatun idi. Moğollar 1215 ile 1220 yılları arasında Orta Asya’yı işgal ettiğinde, Rumi Balkh’ı ailesi ve bir grup öğrenciyle birlikte terk etti.

Göç eden karavan, Bağdat, Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde de dahil olmak üzere Müslüman topraklarında yoğun bir şekilde seyahat etti. Mekke‘de hac ziyareti yaptıktan sonra, ülkemizde İç Anadolu bölgesinde bulunan Konya şehrine yerleştiler. Göç ettikleri zamanlarda Mevlana’nın babası Bahaduddin Walad bir İslam ilahiyatçısı, bir öğretmen ve bir vaiz idi.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Kariyeri

Rumi, babası Bahaduddin Walad‘nin öğrencilerinden biri olan Sayyed Burhan ud-Din Muhaqqiq Termazi‘nin öğrencisiydi. Sayyed Termazi‘nin rehberliğinde Sufizm‘i uyguladı ve ruhsal konular ve ruh dünyasının sırları hakkında birçok bilgi edindi.

Bahaduddin’in vefat etmesinden sonra, MS 1231 yılında Mevlana, babasının görevini devraldı. Babasının mesleğinin devam ettirerek tanınmış bir din öğretmeni oldu. Konya‘daki camilerde vaaz verdi. Rumi 24 yaşına geldiğinde, kendisini din bilimi konusunda iyi bilgilendirilmiş bir alim olarak geliştirdi.

Mevlana’nın Hayatının Dönüm Noktası

Mevlana zaten bir öğretmen ve ilahiyatçıydı. MS 1244‘te Tebriz Şemsuddin adında dolaşıp duran bir dervişle karşılaştı. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası oldu. Shamsuddin ve Rumi çok yakın arkadaş oldular. Şam’a gittiler, iddiaya göre Tebriz Şemsuddin yakın ilişkilerinden rahatsız olan Rumi’nin öğrencileri tarafından öldürüldü. Rumi, Shamsuddin’e olan sevgisini ve ölümünden kastını müzik ve şiirlerle dile getirdi.

Shamsuddin ile görüştükten yaklaşık on yıl sonra Rumi gazze yazmaya kendini adadı. Gazellerden bir derleme yaptı ve buna Diwan-e-Kabir ya da Diwan-e Shams-e Tabrizi adını verdi. Bundan sonra Rumi, yoldaşı olduğu bir kuyumcu olan Salaud-Din-e Zarkub ile karşılaştı. Salaud-Din-e Zarkub öldüğünde, Rumi, Hussam-e Chalabi isminde en iyi müritlerinden biriyle arkadaş oldu. Rumi, yaşamının sonraki yıllarının çoğunu, ana eserinin altı cildi Mesnevi’yi bitirdiği Anadolu’da geçirdi.

En Bilinen Eserleri

Diwan-e Shams-e Tabrizi (Dîvân-ı Kebîr): Diwan-e Shams-e Tabrizi, Rumi’nin başyapıtlarından biridir. Mevlana’nın en iyi arkadaşı ve ilham kaynaklarından bir olan derviş Şemsuddin’in şerefine ismi verilen bir gazi topluluğudur.

Ayrıca bu eseri, kafiye düzenine göre düzenlenmiş pek çok şiir çeşitleri de barındırmaktadır. Dîvân-ı Kebîr, ‘Dari’ lehçesine göre kaleme alınmıştır. Bu eser Pers edebiyatının en iyi ve en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Mesnevi: Mesnevi, didaktik tarzda yazılmış altı cilt şiirden oluşan bir derlemedir. Şiirlerin okuyucuyu eğlendirmek, bilgilendirmek ve öğretmek amaçlanmıştır. Rumi’nin Mesnevi’nin çalışmalarına, daha sonra eşi Hüsam al-Din Chalabin‘in önerisi ile başladığına inanılıyor. Mesnevi, ruhsal yaşamın çeşitli yönlerini açıklamaya çalışır.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin İnsanlığa Bıraktığı Mirasları

Mevlânâ Celâleddîn-i Rumi’nin popülerliği ulusal ve etnik sınırların ötesine geçmiştir. İran, Afganistan ve Tacikistan’da Fars dili konuşanların klasik şairlerden biri olarak kabul edilir. Uzun yıllar boyunca, Türk edebiyatı üzerinde büyük etkisi olmuştur.

Eserlerinin popülaritesi, Muhammed Reza Shajarian (İran), Shahram Nazeri (İran), Davood Azad (İran) ve Ustad Mohammad Hashem Cheshti (Afganistan) dahil olmak üzere birçok sanatçıya şiirleri için klasik bir yorum yapmada ilham vermiştir. Rumi’nin eserleri, Rusça, Almanca, Urduca, Türkçe, Arapça, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca dahil, dünya çapında birçok dile çevrilmiştir.

Mevlana’nın Ölümü

Mevlana, MS 17 Aralık 1273‘te, Selçuklu İmparatorluğu topraklarında bulanan Konya’da hayata gözlerini yumdu. Konya’da babasının yanına gömüldü. Büyük Tasavvuf şairi anısına Konya’da Mevlana Türbesi isminde mezar inşa edilmiştir. Türbe, derviş yaşam alanları ve dans salonundan oluşmaktadır. Kutsal yer dünyanın farklı yerlerinden gelen turistler tarafından ziyaret edilmektedir.

Videoları

Fotoğrafları

İLGİLİ İÇERİKLER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu