TarihYaşam

Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar! Atatürk’ün Kendi Sesinden Türkü

takipçi satın al

Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar! Mustafa Kemal Atatürk, sadece bir devrimci ve devlet adamı olarak değil, aynı zamanda derin bir müzik tutkunu olarak da bilinirdi. Onun hayatında müzik, günlük bir ritüelden öte, ruhu besleyen bir unsurdu. “Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır.” derdi. Bu söz, Atatürk’ün müzik sevgisini en net özetirdir.

Atatürk’ün müzikle ilişkisi, çocukluk yıllarına uzanır. Selanik’te geçen gençliğinde, Rumeli’nin türküleri kulaklarında yankılanırdı. O dönem, Osmanlı topraklarının kültürel zenginliğiyle dolu bir yerdi. Müzik, sohbetlerin ayrılmaz parçasıydı. Askeri eğitim yıllarında bile, bando sesleri arasında dinlendiği ezgiler, zihnini dinlendirirdi. Harp yıllarında, cephede bile bir klarnet taksimi veya bir türkü, yorgun askerlere moral verirdi. Atatürk, müziği sadece eğlence olarak görmezdi; o, birleştirici bir güçtü.

Atatürk'ün Sevdiği Şarkılar

Çankaya Köşkü’nde Müzik Akşamları Bir Gelenekti

Çankaya Köşkü, Atatürk’ün en samimi mekanıydı. Burada düzenlenen müzik akşamları, dostlarını ve sanatçıları bir araya getirirdi. Bu geceler, sohbetle başlar, müzikle doruğa ulaşırdı. Atatürk, sofrasında bir plak çalar veya bir ud virtüözünü dinlerken, gözleri parlar, yüzünde huzur belirirdi. Sanatçılara büyük saygı duyardı. Onları dinlerken, yorumları paylaşır, bazen hataları nazikçe düzeltirdi. Bu akşamlar, sadece eğlence değildi; kültürel bir alışverişti.

Atatürk’ün Kendi Sesinden Türkü

Bir anekdotu paylaşayım. Bir keresinde, bir sanatçıya dönüp, “Müzik, milletin ruhudur” demişti. Köşkteki bu geceler, haftada birkaç kez tekrarlanırdı. Bazen tren yolculuklarında bile, vagonunda bir gramofon kurdurur, yol boyunca dinlerdi. Bu alışkanlık, onun yorulmaz enerjisinin sırrı gibiydi. Müzik, kararlarını şekillendirmezdi belki, ama dinlenirken yeni fikirler doğururdu. Çankaya, böylece bir müzik evi haline gelmişti.

Atatürk’ün Müzik Reformları

Atatürk’ün müzik sevgisi, eyleme dökülürdü her defasında. Türk müziğini modernleştirmek için de büyük adımlar attı. Çok sesli müziği halka sevdirmek isterdi. Bu yüzden, Avrupa’dan uzmanlar getirtti. Paul Hindemith ve Bela Bartok gibi isimler, Türkiye’ye davet edildi. Onlar, Türk ezgilerini inceledi, reformlara katkı sağladı.

İlginizi çekebilir: Modern Türkiye’nin Temelleri: Mustafa Kemal Atatürk’ün Reformları

1924’te Musiki Muallim Mektebi’ni kurdurdu. Bu okul, yeni nesillere müzik eğitimi verecekti. 1936’da Ankara Devlet Konservatuvarı açıldı. Sanatçılar, devlet bursuyla yurtdışına gönderildi. Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun gibi besteciler, bu sayede yetişti. Atatürk, “Türk müziği, evrensel olmalı” diyordu. Batı tekniğini, Doğu ruhuyla harmanlamak istiyordu.

ataturkun sevdigi sarkilar 3

Bu reformlar, onun vizyonuydu. Müzik, sadece dinlemek için değil, ulusal kimliği güçlendirmek içindi. Halkı opera ve senfoniyle tanıştırdı. Çocuklara müzik dersi zorunlu kıldı. Bu çabalar, bugün hala meyvesini veriyor. Bir konuşmasında, “Müzik, hayatın neşesidir” demişti. Bu söz, reformlarının temelini oluşturuyordu. O, müziği elit bir zevk olmaktan çıkarıp, herkesin hakkı yaptı. Köylüden şehirlilere, herkese ulaşsın istiyordu.

Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar

Atatürk’ün müziğe olan ilgisinden bahsetmişken sevdiği şarkılardan da bahsetmezsek olmaz. İşte Atatürk’ün sevdiği şarkılar:

1) “Kimseye Etmem Şikâyet”

“Mani Oluyor”

“Havada Bulut Yok”

“Dayler Dayler”

“Cana Rakibi Handan”

“Alişimin Kaşları Kara”

“İzmir’in Kavakları”

“Şahane Gözler”

“Sigaramın Dumanı”

“Asker Yolu Beklerim”

“Çile Bülbülüm Çile”

“Değirmene Un Yolladım”

“Şu Dalmadan Geçtin Mi”

“Pencere Açıldı Bilal Oğlan”

“Hâb-gâh-ı yâre girdim”

“Yanık Ömer”

“Fikri’min İnce Gülü”

“A Benim Mor Çiçeğim”

“Vardar Ovası”

“Akşam Oldu Yine Bastı Kareler”

“Bülbülüm Altın Kafeste”

Sonuç Olarak…

Atatürk’ün müzik tutkusu, liderliğinin ötesinde bir hikaye. O, şarkıları sadece dinlemezdi, adeta onlarla yaşardı. Rumeli türkülerinden Batı senfonilerine, her ezgi onun kalbinde yer etti. Bu tutku, reformlara dönüştü, kültürü zenginleştirdi.

Kaynak: 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.