Yaşam

Doğru Bildiğimiz Yanlışlar: “Çay Harareti Alır” Dahil 10 Şehir Efsanesi

takipçi satın al

Günlük hayatta sorgulamadan kabul ettiğimiz, nesilden nesile aktarılan pek çok bilgi var. Doğruluğundan emin olduğumuz bu inanışlar, zamanla toplumsal birer ezbere dönüşmüş durumda. Kulaktan kulağa yayılan bu şehir efsaneleri, bilimsel gerçeklerle karşılaştığında ise genelde sınıfta kalıyor.

Çoğu zaman mantıklı gelen ama arkasında bambaşka mekanizmalar yatan bu kültürel ezberleri masaya yatırıyoruz. Toplumda yer edinmiş, aslında tamamen yanlış yorumladığımız 10 popüler inanışı bilimsel temelleriyle inceliyoruz.

Toplum Olarak Doğru Bildiğimiz En Yaygın 10 Yanılgı

İnternette veya aile meclislerinde sıkça duyduğumuz bazı kalıplar, biyolojik ve fiziksel gerçeklerle uyuşmuyor. İşte kulaktan dolma bilgilerle doğru kabul ettiğimiz o maddeler ve arkasındaki gerçek süreçler.

10. Sakız Yutmak Mideye Yapışır ve Yıllarca Orada Kalır

Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Çocukken neredeyse hepimize söylenen bu bilgi, kazara sakız yutan insanlarda büyük bir korku yaratırdı. Sentetik bir maddeden üretilen sakız tabanını midemizdeki asitler ve enzimler doğrudan parçalayamaz. Bu kısmen doğrudur ancak sakızın mide çeperine yapışıp yıllarca orada kalacağı iddiası tamamen asılsızdır.

Sindirim sistemimiz, parçalayamadığı maddeleri kasılma hareketleriyle sürekli ileriye doğru iter. Yutulan bir sakız, tıpkı sindirilemeyen yüksek lifli gıdalar gibi en geç 48 saat içinde hiçbir yere yapışmadan vücuttan doğal yollarla atılır.

9. Saçı Islak Bırakmak Doğrudan Sinüzit Yapar

dogru bildigimiz yanlislar 5

Banyodan sonra saçları kurutmamak veya ıslak kafayla dışarı çıkmak, sinüzit hastalığının ana sebebi olarak gösterilir. Ancak tıp bilimi bu durumu oldukça net açıklar. Sinüzit, yüz kemiklerinin içindeki sinüs boşluklarının virüs veya bakterilerle enfekte olması sonucu meydana gelir.

Islak saç tek başına vücutta mikrop üretemez. Islak kafa yapısı, rüzgarla birleştiğinde sadece o bölgedeki kan damarlarının büzüşmesine ve kas ağrılarına yol açar. Bu da akut bir baş ağrısı yaratır ancak ortamda bir patojen yani virüs yoksa sinüzit oluşması biyolojik olarak mümkün değildir.

8. Terliyken Soğuk Su İçmek İnsanı Doğrudan Hasta Eder

dogru bildigimiz yanlislar 9

Halı saha maçından ya da yoğun bir koşudan sonra buz gibi bir su içmek, büyük bir hastalık davetiyesi olarak kabul edilir genelde. Gerçek şu ki, soğuk su mideye indiği saniyeler içinde vücut ısısıyla dengelenir. İçilen soğuk su sadece boğaz bölgesindeki mukozayı anlık olarak soğutur.

Eğer o sırada lokal bölgede pusuda bekleyen bir virüs varsa, soğuyan mukoza nedeniyle savunma mekanizması hafifçe zayıflayabilir. Hastalığı başlatan şey suyun sıcaklığı değil, havada veya vücutta halihazırda bulunan virüslerdir. Vücut temizse, terliyken soğuk su içmek kimseyi doğrudan hasta etmez.

7. Beynimizin Sadece %10’luk Kısmını Kullanabiliyoruz

Sinema filmlerine ve kişisel gelişim kitaplarına bile konu olan bu iddia, insan potansiyelinin kilitli olduğunu savunur. Eğer bu kilidi açarsak dahi olacağımız veya doğaüstü güçler kazanacağımız iddia edilir. Modern sinirbilim ve gelişmiş beyin görüntüleme cihazları (fMRI) bu efsaneyi tamamen çürütmüştür.

İnsanlar basit bir kelime söylerken, yürürken hatta uyurken bile beyinlerinin neredeyse tamamını aktif olarak kullanırlar. Beyinde hiçbir işe yaramayan, evrimsel olarak atıl kalmış tek bir hücre bile yoktur. Her lobun gün içinde farklı işlevleri bulunur.

6. Aç Karnına Limonlu Su İçmek Bölgesel Yağları Eritir

dogru bildigimiz yanlislar 3

Zayıflama ve diyet listelerinin vazgeçilmezi olan bu ritüel, limondaki asidin göbek veya basen bölgesindeki yağları doğrudan yakacağı inancına dayanır. Biyolojik olarak hiçbir besinin tek başına yağ hücrelerini hedef alıp eritme gücü yoktur. Limon asidiktir fakat sindirim sürecinde alkali bir etki gösterir; yağ dokusuyla doğrudan bir teması söz konusu olamaz.

İlginizi çekebilir: Zayıflama İğnesi Hakkında Kimsenin Açıkça Söylemediği 10 Zarar

Bu yöntemin kilo vermeye yardımcı olmasının tek sebebi, sabah aç karnına içilen büyük bir bardak suyun mide hacmini kaplaması, tokluk hissi yaratması ve metabolizmayı uyandırmasıdır. Yani asıl etki limonda değil, suyun kendisindedir.

5. Parmakları Kütletmek Yaşlanınca El Titremesine Yol Açar

dogru bildigimiz yanlislar 1

Parmak boğumlarını çıtlatmanın eklemlere zarar verdiği ve ilerleyen yaşlarda kireçlenme ya da Parkinson benzeri el titremeleri yapacağı söylenir. Eklemlerimizin arasında hareket kolaylığı sağlayan sinovyal adlı bir sıvı bulunur. Bu sıvının içinde oksijen ve azot gibi gaz kabarcıkları yer alır.

Parmakları gerdiğinizde veya sıkıştırdığınızda bu gaz kabarcıkları patlar ve ortaya çıkan “küt” sesi bundan ibarettir. Bu konuda yapılan uzun süreli tıbbi araştırmalar, parmak kütletmenin eklem yapısında kalıcı bir hasara, kireçlenmeye veya el titremesine neden olmadığını kanıtlamıştır.

4. Havuç Yemek Göz Bozukluklarını Düzelir ve Keskinleştirir

dogru bildigimiz yanlislar 4

Çok havuç yiyen birinin uzağı çok net göreceği veya gözlük ihtiyacının ortadan kalkacağı düşünülür. Havucun içindeki beta-karoten ve A vitamini göz sağlığı, özellikle de gece körlüğünü önlemek adına çok değerlidir. Ancak havuç tüketmek var olan miyop, astigmat veya hipermetrop gibi yapısal kırılma kusurlarını kesinlikle tedavi etmez. Bu efsane, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin yeni geliştirdikleri radar teknolojisini gizlemek amacıyla, “Pilotlarımız çok havuç yiyor, bu yüzden karanlıkta çok net görüyorlar” şeklinde yaydığı bir askeri propaganda stratejisinden doğmuştur.

3. Yaraya Tütün Basmak veya İşemek Kanamayı Hızla Durdurur

dogru bildigimiz yanlislar 2

Kırsal alanlarda veya acil durumlarda açık bir kesiğe hemen tütün basılması ya da yaranın üzerine idrar yapılması sık rastlanan bir ilkel müdahaledir. Tütün, açık yaraya zift ve nikotin bulaştırarak ciddi enfeksiyon riskleri yaratır. İdrar ise iddia edildiği gibi steril değildir; içinde üre ve vücudun attığı atık maddeler bulunur. Bu tarz ilkel yöntemlerde kanı durduran şey sürülen maddelerin mucizesi değil, o esnada yaranın üzerine uygulanan fiziksel basınçtır. Temiz bir bezle aynı basıncı uyguladığınızda da kanama aynı sürede duracaktır.

2. Tıraş Bıçağı (Jilet) Vurmak Kılları Kalınlaştırır ve Gürleştirir

dogru bildigimiz yanlislar 10

Özellikle genç yaşlarda tüylerin daha gür çıkması veya kadınların istenmeyen tüylerden kurtulması sürecinde jiletin kıl köklerini kalınlaştırdığına inanılır. Tıraş bıçağı derinin altındaki kıl köküne (folikül) hiçbir müdahalede bulunamaz, sadece derinin üstündeki cansız kısmı keser. Kıllar doğal olarak uzarken uç kısımları sürtünmeyle incelir.

Jiletle kestiğinizde ise kılı en kalın yerinden, yani dipten küt bir şekilde kesmiş olursunuz. Kıl uzamaya başladığında o küt ve sert uç dışarı çıktığı için gözümüze daha koyu ve kalın gelir. Yani jilet yapıyı değiştirmez, sadece kılın en kalın kısmını yüzeye çıkarır.

1. Sıcak Çay İçmek Vücudun Hararetini Alır

dogru bildigimiz yanlislar 6

Geldik listenin en popüler ve neredeyse herkes tarafından doğru kabul edilen meşhur bilgisine. Yaz aylarında sıcak çay içildiğinde hararetin gittiği hissi tamamen fiziksel bir tepkimeye dayanır, ancak içilen çayın kendisi doğrudan bir soğutucu değildir. Vücut sıcaklığından daha yüksek bir sıvı tüketildiğinde, dil ve ağız içindeki reseptörler beyne acil bir ısı artışı sinyali gönderir.

Beyin bu sinyali aldığında, vücudu soğutmak adına terleme mekanizmasını son hızla devreye sokar. Tenimizdeki gözeneklerden çıkan ter damlaları havayla temas edip buharlaşırken, vücut ısısını da beraberinde götürür. Yani harareti alan unsur çayın içeriği değil, vücudun çaya tepki olarak ürettiği terin buharlaşma sürecidir. Ayrıca atalarımızın bahsettiği çay içtiğimiz çay değil, akarsu olan çaydır.

Kaynak: 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.