Hosting
Trend

Türk Edebiyatında Az Bilinen 11 Mükemmel Şiir

Türk Edebiyatında Okunması Gereken 11 Şiir

Edebiyatın naif sesi şiire hudut çizmek zordur çünkü; duygulara ses olmuş her şiir eşsiz, her şair değerlidir. Belki de bu yüzden şiirle ilgili ne yazılsa kusurlu ve eksik kalır. Bizler bu yazımızda eserleriyle Türk Edebiyatında önemli yere sahip şairlerimizin az bilinen o mükemmel şiirlerini sizler için derledik. Özün tınısından gelen o 11 mükemmel şiir sizlerle…

Türk Edebiyatında Az Bilinen 11 Mükemmel Şiir

1. Cahit Külebi, Dost

Turk edebiyatinda az bilinen 11 siir 2

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

2. Bahaettin Karakoç, Ay Işığında Serenatlar

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 3

İlgili İçerikler

Seherle yollara dökülen karıncalar
azık toplayıp yuvalarına döndüler
çobanlar yataklara vurdular sürülerini
el ayak çekildi yollardan
evler ışıklarını söndürdüler
sokaklar öyle tenha ki
kolla beni

Bir görsen tiril tiril titrediğimi
belki de halime çok güleceksin
bir hayal avcısı olduğumu sanıp
sen hala bir çocuksun diyeceksin
yüreğimde çalan kemanlara rağmen
geldiğin yere dön diye
bana tenha sokakları göstereceksin
önce dinle, sonra yolla beni

Ne çağ,”gelir” redifli bir gazele başlasam
dilime bir pelteklik, sesime hüzün gelir.

Haberlerin kötüsü mola vermez yollarda
taş, diken, çamur demez ve doludizgin gelir.

Hoş at sürüp gönlünün peşinden giden aşık
dönerken yaya kalır, yorgun ve bezgin gelir.

An olur sevinirim kıymık kadar utkuya,
bakarım arkasından
bir büyük bozgun gelir.

3. İsmet Özel, Kısa Pantolon Paslı Çakı Dizde Kabuk Bağlamış Yara Kısa Çakı Paslı Pantolon Gözde Yarası Kalmış Kabuk

Turk edebiyatinda az bilinen 11 siir 4

Nazlan
Sitem et
Kırıl bana
Beni geç vakit
Tek başıma suya yolla
bahçede yüzünü öteye çevir
Güle hayret ediyormuş gibi yap
Gülümseyerek konuş da başkalarıyla
Somurt avluda sadece ikimiz kalınca
Kızıp en sevecen adımlarla üst kata çık
En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık

Yamru bastım iş değildi hake çakılmak bayırdan
Dağ sıra dağdı hangi haşin belden yol veresi
Gece hep süzüldü yukarıdan lakayt kehkeşan
Altımda beni hep yutmaya çağladı nehir
Yetişir heceleme(n) sök beni bir kere
En zoruma gideni yap hegame getir
Çel beni tökezlet tuttur çitlere
Ahla istida edecek ahval değil
Kim bana kıymazsan bilebilir
Dünya dedikleri samut küp
Acılar tıkandıkça bende
Hep seni seslendirir.

4. Ahmet Telli, Özletiyor Seni Bu Yağmurlar

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 5

Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazen
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

5. Meral Demir, Babaannem Derdi Ki

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 6

Babaannem derdi ki:
“İnsan, düşmanından, pişmanından korkmaz kızım,
en çok kendinden korkar…
Gücüne yenilmekten,
düşüne bilenmekten,
öcünde dirilmekten,
var sandıklarında silinmekten,
itilmekten, kakılmaktan,
sövülmekten,
kim bilir kimi zaman gereksiz övülmekten,
ansızın tükenmekten,
arttığını düşünürken, azaldığını fark etmekten,
kıymet verip, verdiği kıymete gömülmekten korkar…
Kalabalığa karışmaktan,
yalnızlığa alışmaktan,
dolup dolup taşmaktan,
samimiyetsiz bakışmaktan,
darılıp, barışmaktan,
kendiyle savaşmaktan,
“keşke”lere ilenip, “iyi ki” lere varamamaktan,
dünleri silkeleyemeden
yarınları adımlamaktan korkar…
Anılan itin derdi, çomağa kalırmış.
Kendinle barış kızım, önce kendinle barış..
Korkunun ecele faydası olsaydı
cennet de boş kalırdı, cehennem de…

Her şey insanlar için…
Hop diye çıkıp,
pat diye düşmek de…
Tasın, tarağın hamamda kalsın…
Sen dünün terini şifa sayarsan,
aklın başındaki yerini nasıl olsa bilir…
Bırak kötü haber tellalı,
defini kendi için çalsın.

6. Turgut Uyar, Şimdilik Bağışla

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 7

Evet önümüz bahardır biliyorum
leylaklar açacak biliyorum
kiraz da çıkacak yakında
iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum
sevgilim güzelim bir tanem biliyorum da
şimdilik bağışla…

7. Cahit Zarifoğlu, Kalbiyle Söyleşen

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 8

Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
bir şehir kadar kalabalıktır bazıları
bir dehliz kadar karanlıktır bazıları
konuşurlar,
isterler,
susarlar…
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
ev, meslek, iş, para, geçim diyerek
düşünün şimdi bir de
şehirlerde, kasaba ve köylerde
başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu.

8. Can Yücel, Yahu Kadın! Ben Seni…

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 9

Yahu kadın!
Ben seni darmadağın seviyorum.
Nedir bu derli toplu olacağım derdi?
Saçın dağınıkmış
Üstün başın berbatmış
Yüzün gözlerin yorgunmuş
Bunlardan bana ne?
Geceler boyu yüzüme gözüme bulaşan başkası sanki!
Ben seni benim dağınıklığıma karışasın diye sevdim.
Hangi ağacın bir diğerine karışmış kökleri düzgün ki?
Hangi dağ bir öbürünün hizasında?
Hangi göl kıvrım kıvrım değil?
Hangi bulut öyle, onlar kadar dağınık?
Onlar kadar güzelsin diyorum.
Uzayan gölgem ol,
Karanlığınla bile dokun, yeter diyorum
Dinletemiyorum.

9. Küçük İskender, De Gülüm

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 10

De gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
İstanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatin!

de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
iste o vakit bana-doğrudur! –
sair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!

inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!

10. Nurullah Genç, Söyle Bana Hindiba

Turk edebiyatinda az bilinen 11 mukemmel siir 11 1

Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere
Ben kara parmaklı insan değilim
Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar
Bilemezsin, hayal akşamlarında
Renklerini kuşatan
Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün

Ben boşluğa üfleyen cellat değilim
Karayele verdim ayaklarımı
Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden
Hangi ölü bilmez nereye gittiğini
Sen miydin o mehpâre, o memnû, o dilruba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar bulut gülmesi
Sen nasıl bu kadar bıldırcın sesi
Sen nasıl bu kadar pencere önü
Sen nasıl bu kadar gök gürlemesi

Ben kaptan değilim, anlamam gemileri
Gizli bir ummanın gelgitlerinden
İniltiler vurur sahillerime
Deniz feneri değilim

Önce yürü bu vefasız ülkeden
Sonra uzan bir tenhaya, sessiz ol
Gelip geçsin üzerinden turnalar
Düşün, sesler neden bulur sesleri
Kelâm kimin damarlarında kandır
Harflerini senden alan merhaba
Hangi demin âteşidir içimde
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar gönül hanesi
Sen nasıl bu kadar yâr divanesi
Sen nasıl bu kadar çerağı ömür
Sen nasıl bu kadar inci tanesi

Ben korku değilim kapı aralarında
Pencerenin infilâkı değilim
Gölgeleri yüzlerinden tanırım
Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde
Bir eşya bir hamalı
Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil
Değirmene inanırım
Bu derin aldanış kimden kalmadır
Bu uzaklık, bu diba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar kelâmın hası
Sen nasıl bu kadar şiir bohçası
Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum
Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi

Ben bir kervan muamması değilim
Çekinmem yolların kıvrımlarından
Ellerim ışıldar alacakaranlıkta
Saklambaçlar ortasındadır evim
Kışın kartopudur adını anmak
Döner döner yüreğimde, dağ olur
Yazın güneş yanığıdır düşlerim
Sonbahar ruhumu bekleyen oba
Söyle bana hindiba

Sen nasıl bu kadar sevda hecesi
Sen nasıl bu kadar hayal incesi
Sen nasıl bu kadar mutluluk çağı
Sen nasıl bu kadar tarih öncesi

11. İbrahim Tenekeci, Ulu Orta

Turk edebiyatinda az bilinen 11 siir 12

Düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
Olsun artık diyorum ne olacaksa
Paralı asker miyim neyim ben
Ekleyip duruyorum sabahları akşama
Ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
Gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
Aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
Nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
Hem de mayhoş elma tadında.

Kendimi de koysam ayağımın altına
Yine de yetişemiyorum ey aşk,
Omzunun hizasına.
Çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
Ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
Budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
Nereye konsam geri sayım başlıyor
Kurcalıyor beni bir çırağın elleri
Ah, un ufak olsam ve desem ki
Ağzın tat görmesin hayat
Kandırdın beni.

Sorma,
Elim kırılsın bir daha
Dokunursam güneşe.

Kıl payı kaçırılmış bir şeyin
Bıraktığı ardında
Neyse oyum ben.
Yaralı serçe, benim için dua et:
Gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
Doktor Şükrü Bey’den üç ayda bir reçete.

Acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda
Koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
Çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
Bir yastık arıyorum kuş seslerinden
Mühim değil sonrası.

Sorma,
Yangın sönseydi suyla
Denizler her akşam böyle yanmazdı.

Yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
Büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
Yolundaydı her şey, ben bile yolundaydım
Ama
Kıyıya vardığımda
Kendimi unuttuğumu anladım
Karşı kıyıda.

Şiirler söyledim belki duyarsın diye
Çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
Sana seslendim durdum bu küçücük odadan
Acımı duy, sensin pusulam benim
Ki dünya
Silinmiş bir harita
Gibi yabancı bana.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
close