Dünyadaki En Tuhaf 10 Gelenek

Dünyadaki En Tuhaf 10 Gelenek.. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insanların hayata, kutlamalara, aileye ve hatta ölüme bakışı birbirinden o kadar farklı ki bazen duyduğumuz ve şaşırdığımız gelenekler var. Bize tuhaf gelen bir davranış, başka bir toplum için yüzlerce yıldır devam eden önemli bir kültürün parçası olabiliyor. Üstelik bu geleneklerin çoğunun arkasında oldukça ilginç hikâyeler ve inanışlar var. İşte dünyanın farklı köşelerinden duyunca şaşıracağınız 10 sıra dışı gelenek.
Dünyadaki En Tuhaf 10 Gelenek
10. İsveç’te Çocukların Cadı Kılığına Girmesi
İsveç’te Paskalya döneminde çocukların cadı gibi giyinip kapı kapı dolaşması ilk duyulduğunda biraz şaşırtıcı geliyor. Çocuklar başlarına eşarp takıyor, yüzlerini boyuyor, renkli kıyafetler giyiyor ve ellerinde yaptıkları küçük resimlerle evlerin kapısını çalıyor. Karşılığında ise şeker ve çikolata alıyorlar. Aslında görüntü olarak bize Cadılar Bayramı’nı hatırlatsa da İsveç’teki gelenek Paskalya’ya ait.
Bu geleneğin arkasında eski halk inanışları bulunuyor. Geçmişte cadıların Paskalya döneminde Blåkulla adlı efsanevi bir yere gittiğine inanılıyordu. Günümüzde ise işin ürkütücü tarafı büyük ölçüde kaybolmuş durumda çocuklar için eğlenceli, renkli bir Paskalya geleneğine dönüşmüş.
9. Finlandiya’da Eş Taşıma Yarışı
Finlandiya’nın Sonkajärvi kentinde düzenlenen eş taşıma yarışları düzenleniyor. Yarışmacılar partnerlerini sırtlarında veya omuzlarında taşıyarak engellerle dolu bir parkurda yarışıyor. Geleneksel olarak yarışın amacı bitiş çizgisine partneriyle birlikte mümkün olduğunca hızlı ulaşmak. Yarış 1992’den beri düzenleniyor ve bugün uluslararası bir etkinlik haline gelmiş durumda.
İlginizi Çekebilir: Az Bilinen Ülkeler: Haritada Gizlenen 10 Ülke
İşin en eğlenceli kısmı ise ödül. Yarışmanın kazananına partnerinin ağırlığı kadar bira veriliyor. Bugün eş yerine arkadaş gibi başka bir partnerle katılanlar da olabiliyor. Yani Finlandiya’da romantizm, dayanıklılık ve biraz da mizah aynı parkurda buluşuyor.
8. İngiltere’de Peynirin Peşinden Tepeden Aşağı Koşmak
İngiltere’nin Gloucestershire bölgesindeki Cooper’s Hill’de düzenlenen peynir yuvarlama yarışmaları düzenleniyor. Tepeden aşağı bir tekerlek Double Gloucester peyniri bırakılıyor ve yarışmacılar da peşinden koşuyor. Aslında koşuyor demek biraz iyimser kalıyor. Eğim o kadar dik ki insanlar çoğu zaman yuvarlanarak aşağı iniyor.
Geleneğin geçmişinin yaklaşık 600 yıl öncesine uzandığı düşünülüyor ancak kesin kökeni konusunda farklı görüşler var. Bugün ise yarış büyük bir eğlenceye dönüşmüş durumda. Peynirin kendisi de oldukça hızlı hareket ettiği için yarışmacıların çoğu bitişe ayakta ulaşmak yerine ne yapıp edip aşağı inmeye çalışıyor.
7. Japonya’da Bebekleri Ağlatma Yarışı
Japonya’da Nakizumo adı verilen gelenekte sumo güreşçileri bebekleri kucaklıyor ve amaç bebeğin ağlamasını sağlamak. İlk duyulduğunda ebeveynlerin neden böyle bir etkinliğe katıldığını anlamak zor gelebilir. Ancak geleneksel inanışa göre bebeğin ağlaması onun sağlıklı ve güçlü büyümesiyle ilişkilendiriliyor.
Tokyo’daki Sensoji Tapınağı çevresinde düzenlenen etkinliklerden birinde hakem, güreşçiler tarafından tutulan bebeklerin ağlamasına yardımcı oluyor. Burada amaç elbette bebeği korkutmak değil; uzun yıllardır süren sembolik bir ritüeli devam ettirmek. Bebeğin ağlamasını duyan kalabalığın bunu sağlık ve iyi dilek işareti olarak görmesi de geleneğin en dikkat çekici kısmı.
İlginizi Çekebilir: 4 Eş ile Evli Olmak: Hangi Ülkelerde Mümkün?
6. İtalya’da Birbirine Portakal Fırlatmak
İtalya’nın Ivrea kentindeki karnaval sırasında sokaklar adeta dev bir portakal savaş alanına dönüşüyor. İnsanlar takımlara ayrılıyor ve birbirlerine portakal fırlatıyor. İlk bakışta eğlenceli bir yiyecek savaşı gibi görünse de etkinliğin arkasında tarihî bir isyan hikâyesi var. Gelenek, halkın zalim bir yönetime karşı ayaklanmasını sembolik olarak canlandırıyor.
Sokakta yürürken gökten portakal yağması kulağa komik geliyor ama birkaç dakika içinde kıyafetlerin tamamen meyve suyu içinde kalabildiği bir etkinlikten söz ediyoruz. Üstelik yarışmanın kuralları ve takımları da var. Yani bu, gelişigüzel bir yiyecek savaşı değil; şehir için tarihî anlam taşıyan ciddi bir karnaval geleneği.
5. Tayland’da Maymunlara Dev Bir Ziyafet Hazırlamak
Tayland’ın Lopburi kentinde düzenlenen Monkey Buffet Festival’in başrolünde bu kez insanlar değil, maymunlar var. Kentte yaşayan makaklar için uzun masalar hazırlanıyor ve masalar meyve, sebze, tatlı ve farklı yiyeceklerle dolduruluyor. Sonrasında maymunlar adeta büyük bir açık büfeye davet edilmiş gibi sofraya geliyor.
Gelenek ilk olarak 1980’lerin sonunda yerel bir otel sahibinin fikriyle ortaya çıkmış ve zamanla kentin en bilinen etkinliklerinden birine dönüşmüş. Ama işin bugün biraz karmaşık bir tarafı da var. Lopburi’deki maymun sayısının artması yıllar içinde insanlarla hayvanlar arasında ciddi sorunlara yol açtığı için bölgede nüfus kontrolü ve yer değiştirme çalışmaları da yapıldı.
4. Çekya’da Paskalya’da Söğüt Dallarıyla Sembolik Olarak Vurmak
Çekya’daki Pomlazka geleneği, dışarıdan bakan biri için muhtemelen listenin en şaşırtıcılarından biri. Paskalya Pazartesisi’nde erkekler ve oğlan çocukları, örgülü söğüt dallarından yapılan ince bir çubukla kadınları sembolik olarak hafifçe vuruyor. Karşılığında ise boyalı Paskalya yumurtaları, kurdeleler veya tatlılar veriliyor.
Geleneğin kökeni yüzyıllar öncesine dayanıyor ve eski inanışlarda bunun kadınlara sağlık, gençlik ve canlılık getirdiğine inanılıyordu. Günümüzde özellikle kırsal bölgelerde sürdürülse de şehirlerde giderek daha az görülüyor. Bugünün bakış açısından tartışmalı bulunabilen bu gelenek, Çek halk kültürünün eski Paskalya ritüellerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.
İlginizi Çekebilir: Ülkelerin Sloganları: Kendini Tanıtmanın Gücü
3. İspanya’da Bebeklerin Üzerinden “Şeytan” Atlaması
İspanya’nın Castrillo de Murcia köyündeki El Colacho geleneğini okuyunca insanın ilk tepkisi gerçekten şaşkınlık oluyor. Bu ritüelde şeytanı temsil eden, kırmızı ve sarı kıyafetler giymiş kişiler sokaklarda dolaşıyor ve yıl içinde doğan bebeklerin üzerine serilmiş yatakların üzerinden atlıyor. Geleneğin tarihi 17. yüzyıla kadar uzanıyor.
Bu ritüelin arkasındaki inanışa göre şeytan, bebeklerin üzerinden atlarken onların kötülüklerden ve talihsizliklerden korunmasına yardımcı oluyor. Bebekler tören sırasında minderlerin üzerinde yan yana yatırılıyor ve atlayışın ardından ailelerine geri veriliyor. Dışarıdan bakınca oldukça cesur bir görüntü ortaya çıksa da bölgede bunun sembolik bir gelenek olduğu kabul ediliyor.
2. Norveç’te Ahırdaki Cüceye Yulaf Lapası Bırakmak
Norveç’in Noel geleneklerinden biri biraz masal kitabından çıkmış gibi. Ülkede fjosnisse adı verilen, ahırda yaşadığına inanılan küçük ve gizemli bir varlık olduğuna dair eski bir halk inanışı var. Noel arifesinde ona bir kase pirinç lapası bırakılması geleneklerden biri. İnanışa göre fjosnisse iyi beslenirse çiftlik hayvanlarına göz kulak oluyor. Unutulursa da biraz yaramazlık yapabiliyor.
Lapayı hazırlamak da başlı başına bir gelenek. Nissegrot adı verilen sütlü pirinç lapasının üzerine tarçın, şeker ve tereyağı ekleniyor. Hatta bazı evlerde porsiyonlardan birine badem saklanıyor ve bademi bulan kişiye küçük bir ödül veriliyor. Çocukların gözünde bu, Noel’i daha da büyülü hale getiren tatlı bir hikâye olsa gerek.
1. Madagaskar’da ölmüş yakınlarla yeniden bir araya gelmek
Listenin en çarpıcı geleneği Madagaskar’ın bazı topluluklarında görülen Famadihana. Kemiklerin çevrilmesi olarak da bilinen bu törende aileler, belirli aralıklarla aile mezarlarını açıyor, ölen yakınlarının kalıntılarını çıkarıyor ve onları yeni kefenlere sarıyor. Daha sonra müzik eşliğinde dans ederek onları bir süre taşıyorlar.
İlk bakışta oldukça ağır ve ürkütücü bir görüntü gibi gelse de geleneğin anlamı tamamen farklı. Famadihana, ölülerle bağın kopmadığına ve ataların aile yaşamının bir parçası olmaya devam ettiğine yönelik inançla bağlantılı. Tören sırasında yas tutmak yerine müzik, yemek ve dansla bir aile buluşması havası yaratılması da dikkat çekiyor. Burada ölüm yalnızca bir ayrılık olarak görülmüyor. Yaşayanlarla geçmiş kuşaklar arasındaki bağın yeniden hatırlanması olarak değerlendiriliyor.
Dünyanın farklı yerlerindeki bu geleneklere bakınca aslında tuhaf kelimesinin biraz bizim gözümüzden baktığımızı fark etmek mümkün. Çünkü bize çok şaşırtıcı gelen bir ritüel, onu yüzyıllardır sürdüren insanlar için son derece doğal olabilir. Kimi zaman bir bebeğin ağlaması, kimi zaman bir kase pilav, kimi zaman da gökyüzünde uçan portakallar bir toplumun geçmişiyle bugününü birbirine bağlıyor. Geçmişten kalan en küçük gelenek bile koca bir kültürün hikâyesini anlatabiliyor.
Kaynak: 1





















