Bilim

Psikoloji Deneyleri: Dünyanın En Ünlü Psikologlarının Hayatını Değiştiren 10 Keşif

takipçi satın al

Bu yazıda tarihin en etkili psikoloji deneylerini sıralayacak, bu deneylerin hem ne olduğunu hem de hayatımıza neler kattığını irdeleyeceğiz.

İnsan zihnini anlamaya çalışmak, tarih boyunca hem büyüleyici hem de zaman zaman rahatsız edici bir yolculuk olmuş. Bugün kendinizi, başkalarını ya da topluma baktığınızda “insanlar neden böyle davranır?” diye soruyorsanız, büyük ihtimalle bu sorunun cevabını onlarca yıl önce bir laboratuvarda arayan biri daha vardı.

10. Pavlov’un Köpekleri (1890’lar)

Psikoloji deneyleri

Psikoloji deneyleri listemize Pavlov ile başlıyoruz. Ivan Pavlov bu deneyde aslında sindirim sistemi üzerine çalışıyordu. Köpekleri beslemeden önce bir zil çaldığında, zamanla köpeklerin yalnızca zili duyduklarında salya salmaya başladığını fark etti. Sonunda yalnızca zile tepki olarak salya saldılar. Pavlovyen ya da klasik koşullanma olarak adlandırılan bu keşif de, fobilerin tedavisinde ve aversion terapisinde pek çok gerçek hayat uygulamasına zemin hazırladı.

9. Küçük Albert Deneyi (1920)

Little albert

Psikolog John Watson ve asistanı Rosalie Rayner’ın yürüttüğü bu deney, normal bir çocukta korkunun koşullandırılarak yaratılıp yaratılamayacağını test etmek amacıyla tasarlandı. Watson önce “Albert” adı verilen bebeği beyaz ve tüylü nesnelere maruz bıraktı. Bebek hiçbir korku belirtisi göstermedi. Ardından Watson bebeği beyaz bir fareyle tanıştırırken arka planda yüksek sesli bir çekiç darbesiyle onu korkuttu. Sonunda Albert herhangi bir beyaz tüylü nesneye, hatta Noel Baba maskesine bile korku tepkisi vermeye başladı.

Bu psikoloji deneyleri içinde bu deney de, fobilerin tamamen öğrenilmiş tepkiler olabileceğini bilim dünyasına ilk kez gösterdi. Etik sınırları çok aştığı için de bugün hala tartışılmaya devam ediyor.

8. Harlow’un Maymunları (1950’ler)

s 2653639edd08bd90bc0b6356c8bfdd21a4f7f11b

Bu deneyde Harry Harlow, bebek maymunları iki yapay anneyle büyüttü. Biri tel kafesten yapılmış ve mama veriyordu, diğeri bez kaplıydı ama mama vermiyordu. Bebek maymunlar korkutulduklarında mama veren tel anneye değil, bez kaplı anneye koştu. Bez annesi yanında olan bebekler ortamı keşfetmeye girişiyor, bez anne olmayınca ise donup kalıyor, ağlıyor ve başparmağını emiyordu.

Sonuç netti. Bağlanmanın temeli beslenme değil, sıcaklık ve temas.

7. Asch Uyum Deneyi (1951)

Solomon Asch, saf bir katılımcıyı yedi konfederatın bulunduğu bir odaya koydu ve çizgi uzunluğunu tahmin etmelerini istedi. Konfederatlar önceden yanlış cevap vermeyi kararlaştırmıştı. Katılımcı bunu bilmiyordu.

Katılımcıların yüzde otuz üçü, gözleriyle açıkça gördükleri doğru cevabı bırakıp grubun yanlış cevabına uydu. Bu deney  de bize insanların yanıldıklarını bildikleri halde çoğunluğa uymayı tercih edebildiklerini sayılarla bize göstermiş oldu.

6. Milgram İtaat Deneyi (1961)

Bu deney, en etkili psikoloji deneyleri arasında tartışmasız ilk sıralarda. Milgram bu deneyi, soykırım suçlularının yargılandığı yüksek profilli Eichmann davasından ilham alarak tasarladı. Bu deneyde katılımcılara, başka bir odadaki kişiye, yani aslında bir oyuncuya, her yanlış cevap verdiğinde elektrik şoku uygulamaları söylendi.

40 katılımcıdan 26’sı emredildiğinde 450 volta kadar elektrik şoku uygulamaya devam etti. Şoklar sahteydi ancak bu deney, insanların savaş döneminde en korkunç vahşetleri bile neden işleyebildiğini açıkladı aslında.

İlginizi çekebilir: En Tehlikeli Psikolojik Hastalıklar

5. Stanford Hapishane Deneyi (1971)

250px SPE1971 prisoner lineup

Psikolojik deneyleri içinde en çok bilinen bir diğer deney de Stanford deneyi. Bu deneyde de Philip Zimbardo, bir üniversite binasının bodrum katını gerçekçi bir hapishaneye dönüştürdü. Katılımcılar da rastgele gardiyan ya da mahkum rolüne atandı. Gardiyanların iki hafta süre boyunca hapishanenin sorumluluğunu üstlenmeleri ve mahkumlara fiziksel zarar vermemeleri istendi.

Deney yalnızca altı günde durduruldu. Gardiyanlar sadistleşmişti, mahkumlar ise aşırı pasiflik ve depresyon belirtileri gösteriyordu. Bir rol üstlenmenin insanı nasıl bir şeye dönüştürebileceğini bu psikoloji deneyi kadar net gösteren pek az çalışma var.

4. Bobo Bebek Deneyi (1961)

Bobo Doll Deneyi

Albert Bandura, bu deneyinde Stanford Üniversitesi Anaokulu’nda 3-6 yaş arası 72 çocukla çalıştı. Bir grup çocuk yetişkinlerin Bobo bebeğine saldırdığını izledi, diğer grupsa izlemedi.

Agresif yetişkini izleyen çocukların izlemeyenlere kıyasla çok daha sık sinirli davranışlar sergilediği gözlemlendi. Sonuç basit ama sarsıcıydı. Çocuklar gözlemleyerek öğreniyor. Şiddet içerikli medya tartışmalarında bugün hala bu psikoloji deneyine atıfta bulunulur.

3. Öğrenilmiş Çaresizlik (1967)

Martin Seligman köpekleri üç gruba ayırdı. Şok almayan, şoku bir koldan durdurabilen ve şok üzerinde hiçbir kontrolü olmayanlar. Ardından da hepsine kolayca kaçabilecekleri yeni bir ortam sundu.

İlk iki grup hızla kaçarken, kontrol edememe deneyimi yaşayan grup kaçmaya hiç çalışmadı. Bu psikoloji deneyi klinik depresyonun anlaşılmasında ve terapi yöntemlerinin geliştirilmesinde çığır açtı. Çaresizliğin öğrenilebileceği fikri, o günden bu yana psikolojinin en temel kavramlarından biri olmaya devam ediyor.

2. Rosenhan Deneyi (1973)

Center building at Saint Elizabeths%2C August 23%2C 2006

Bu deney tarihin en sarsıcı psikoloji deneyleri arasında yer alıyor. David Rosenhan, ciddi psikiyatrik bozukluk geçmişi olmayan dokuz katılımcıyı psikiyatri kliniklerine başvurmaları için organize etti ve kliniklerin gerçek hasta ile sağlıklı bireyi ayırt edip edemeyeceğini test etti.

Katılımcılar yalnızca tık gibi sesler duyduklarını söyleyerek psikiyatri hastanelerine başvurdu. Hepsi kabul edildi ve ortalama üç hafta kaldıktan sonra “şizofrenide remisyon” tanısıyla taburcu edildi.

1. Skinner’ın Kutusu (1930’lar)

Bu ilginç psikoloji deneyleri listemizin ilk sırasına geldik. B.F. Skinner, öğrenmeyi anlamak için oldukça basit ama etkili bir deney tasarladı. Bir sıçan ya da güvercini, içinde kaldıraç ve yiyecek dispenseri bulunan küçük bir kutuya koydu. Sıçan, kısa sürede kaldıraca doğrudan gitmeyi öğrendi. Kaldıraca basmanın ödülle sonuçlandığını gördükçe bu davranışı tekrar tekrar sergiledi. Skinner buna “operant koşullanma” adını verdi ve işi bir adım ileri taşıdı. Eğer yiyecek her seferinde değil, rastgele aralıklarla verilirse sıçan bir bağımlı gibi davranmaya başlıyordu; kaldıraca çok daha sık ve düzensiz biçimde basıyordu.

Bu psikoloji deneyi yalnızca sıçanlarla ilgili değil. Bugün kumar makinelerinin rastgele ödül sistemi, sosyal medya bildirimlerinin aralıklı geri bildirimi ve hatta çocuk yetiştirme yöntemleri Skinner’ın bu bulgularının üzerine inşa edilmiş durumda.

Rosenhan Deneyi Hakkında Detaylı Bir Video:

Kaynak: 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.