Necip Fazıl Kısakürek’in En Sevilen Şiirleri!

instagram takipçi hilesi

Necip Fazıl Kısakürek Türk şiirinin en çok okunan şairlerinden biri olup, Büyük Doğu Hareketine önderlik etmiştir. İlk şiir kitabı ise 1925 yılında yılında çıkmış ve ”Örümcek Ağı” adını almıştır. Ardından 1928 yılında Türk edebiyatında çok büyük bir yankı uyandıran ”Kaldırımlar”adlı şiir kitabını çıkarmıştır.

necip fazıl kısakürek

Şairliğinin yanı sıra tiyatro oyunları, piyesler ve mecmualar ile sanat hayatına yeni bir soluk kazandırmıştır. Kendisi, fikirleri ve edebi hayatı, zaman içerisinde pek çok değişim ve dönüşüme uğramıştır. İşte bu dönüşümleri konu alarak yazdığı ”Çile” adlı şiiri de 1939 yılında yayımlanmıştır.

Biz de sizlerle bu yazımızda; hayatıyla, savunduğu akımla, fikirleriyle ve sanatıyla, edebiyata nice değerler kazandıran bu büyük şairin, en sevilen şiirlerinden bazılarını paylaşıyor olacağız. İlgili videolara ise yazımızın sonunda ulaşabilirsiniz.

Necip Fazıl Kısakürek’in En Sevilen Şiirleri

BEKLENEN

beklenenn

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?

KALDIRIMLAR

kall

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

Necip Fazıl Kısakürek‘in bu ölümsüz şiiri insanın yalnızlığını, kederini, içindeki karanlığı ve tüm bunların, kocaman şehirlerin deli telaşlarına karışmasını vurgulamaktadır. Şairin en çok okunan nadide eserleri arasında en başlarda yer almaktadır. Belki de geçmişten günümüze dek hislerimize bu kadar doğru tercüman olan nadir şiirlerden biridir.

UTANSIN

utansin

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

DAYAN KALBİM

kalpp

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

NE ARIYORUM?

ne ar

An oluyor bir garip duyguya varıyorum,
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?

Necip Fazıl Kısakürek, burada aslında hepimizin içine düştüğü, büyük ve derin bir sorgulamayı iki mısraya sığdırmıştır. Kötülüklerin, zalimliklerin ve acımasızlıkların kol gezdiği yer yüzünde, var oluş amacımızı anlamaya yönelik duygularını, kısa ama öz bir esere dönüştürmüştür.

BU YAĞMUR

yagmurr

Bu yağmur… bu yağmur… bu kıldan ince
Nefesten yumuşak yağan bu yağmur…
Bu yağmur… bu yağmur… bir gün dinince.
Aynalar yüzümü tanımaz olur.

Bu yağmur kanımı boğan bir iplik
Tenimde acısız yatan bir bıçak
Bu yağmur yerde taş ve bende kemik
Dayandıkça çisil çisil yağacak.

Bu yağmur delilik vehminden üstün;
Karanlık kovulmaz düşüncelerden.
Cinlerin beynimde yaptığı düğün
Sulardan, seslerden ve gecelerden.

Bu eserinde Necip Fazıl Kısakürek, adeta, mısraları araclığıyla, yağmuru bir tablo gibi resmetmeye çalışmıştır. Ayrıca şairin bu eseri; Türk edebiyatındaki en başarılı sembolist şiir olarak 1987 yılında yayımlanmıştır. Uzun uzun tasvirlere yer verilen şiirde, hislerden ziyade gözlemlere dayalı bir anlatım söz konusudur.

VEDA

veda

Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!

Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!

Necip Fazıl Kısakürek’in En Sevilen Şiirleri İle İlgili Video

İlgili İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu