Suda Elektrik Olduğu Nasıl Anlaşılır? Hayat Kurtaran 5 Önemli Faktör

Suda Elektrik Olduğu Nasıl Anlaşılır? Hayat Kurtaran 5 Önemli Faktör! Şiddetli yağışlar ve ani su baskınları yalnızca debisi yüksek sel sularıyla değil, suyun altında kalan şehir elektrik şebekesiyle de doğrudan can güvenliğini tehdit eder. Çamur, atık ve çeşitli minerallerle karışan sel suları saf suyun aksine son derece iletkendir.
Üstelik elektrik akımı suda renk değiştirmez, koku yaymaz ve uzaktan çıplak gözle bakıldığında varlığını doğrudan belli etmez. Bir su birikintisinde ya da sel sularında elektrik kaçağı olup olmadığını anlamak, tamamen çevredeki dolaylı işaretleri doğru okumaya ve vücudun verdiği erken uyarı sinyallerini anlamlandırmaya bağlı.
Suda Elektrik Olduğu Nasıl Anlaşılır?
Çevredeki ilk ipuçlarından vücudun verdiği son uyarıya kadar dikkat edilmesi gereken 5 hayati işaret şunlardır;
5) Su Yüzeyinde Anormal Köpürme ve Kabarcık Oluşumu
Elektrik akımı suya ulaştığında ark oluşturarak çok yüksek bir sıcaklık açığa çıkarır. Şebeke elektriğinin suya deşarj olması esnasında meydana gelen bu yoğun Joule ısınması, temas noktasındaki suyun anlık olarak kaynamasına ve buharlaşmasına yol açar.
İlginizi çekebilir: Elektrik Kaçağı Nasıl Anlaşılır? 3 Yöntemle Elektrik Kaçağını Tespit Et!
Yağmur damlalarından ya da rüzgarın yarattığı doğal dalgalanmadan bağımsız olarak, suyun belirli bir noktasında adeta dipten kaynıyormuş gibi sürekli kabarcık çıkışı, köpürme veya duman yükselmesi olabilir. Bu durum su altında açık bir iletkenin ya da patlamış bir buat kutusunun varlığını gösterir.
Bazen kablo kılıfının yanmasıyla açığa çıkan gazlar da bu kabarcıklara eşlik eder. Böyle bir su hareketliliği fark edildiği an o noktaya kesinlikle yaklaşılmamalı ve su birikintisinden hızla uzaklaşılmalıdır.
4) Cızırtı, Patlama ve Mekanik Uğultu Sesleri
Su altındaki kablo hatları veya dağıtım panoları kısa devre yaparken çevreye çok belirgin sesler yayar. Su seviyesine yakın noktalardan gelen kesintili ark cızırtıları, küçük patlama sesleri ya da derinden gelen sürekli mekanik bir uğultu, ortamda aktif bir kaçak akım bulunduğunun en net işitsel kanıtıdır.
Su yüzeyinde anlık kıvılcım parlamalarının görülmesi de hattın henüz enerjili olduğunu doğrular. Bu seslerin duyulduğu her alan derhal terk edilmeli, çevredeki yayalar uyarılmalı ve yetkililere haber verilmelidir.
3) Çevredeki Hareketsiz Canlılar
Sahada karşılaşılabilecek en acı fakat en kesin göstergelerden biri suyun içindeki ya da kenarındaki canlıların durumudur. Bir su birikintisinin içinde ya da metal bir aydınlatma direğinin yakınında aniden yere yığılmış sokak hayvanları görülüyorsa o suyun içinde aktif elektrik akımı vardır.
Dört ayaklı canlılar insanlara kıyasla elektrik akımından çok daha hızlı ve ölümcül şekilde etkilenir. Bunun temel nedeni, ön ve arka bacakları arasındaki mesafenin insanın iki ayağı arasındaki mesafeden çok daha açık olması sebebiyle maruz kaldıkları adım geriliminin (voltaj farkının) yüksek olmasıdır.
Daha da kritiği, akım ön ve arka bacaklar arasından geçerken doğrudan canlının kalbini durdurur. Hareketsiz bir hayvan görüldüğünde kurtarmak amacıyla kesinlikle suya girilmemeli, doğrudan acil yardım ve elektrik dağıtım ekipleri aranmalıdır.
2) Su Altında Kalan Kritik Altyapı Unsurları
Bir su birikintisine girmeden önce suyun hangi fiziksel nesnelerle temas halinde olduğunu gözlemlemek hayati önem taşır. Yol kenarındaki sokak aydınlatma direklerinin kablo bağlantı kapakları çoğunlukla tabana çok yakındır ve su bu seviyeyi aştığında tüm akımı çevreye yayar.
Aynı şekilde ışıklı reklam panoları, totemler, şantiye elektrik panoları ve altından şebeke kabloları geçen tahrip olmuş yağmur mazgalları da birinci derece risk taşır. Bu tür altyapı elemanlarının suya gömüldüğü hiçbir alana güvenlik mesafesi bırakılmadan yaklaşılmamalıdır.
1) Bacaklarda Başlayan Karıncalanma ve Adım Gerilimi
Farkında olmadan elektrik kaçağı olan bir suya girildiğinde, eğer kaçak kaynağına çok yakın değilseniz vücut ilk anda doğrudan kilitlenmez; bacaklarda statik elektrik çarpmasına benzer hafif bir uyuşma, iğnelenme veya kaslarda istemsiz sertleşme başlar. Bu his fark edildiği an yapılacak en ölümcül hata panikle geniş adımlar atarak koşmaya çalışmak ya da zıplamaktır.
İki ayak arasındaki mesafe ne kadar açılırsa topraktaki gerilim farkı o kadar büyür ve bacaklardaki kas kilitlenmesi şiddetlenir. Sel suyunda zıplamak ise bulanık zemin, çukurlar ve gizli mazgallar nedeniyle takılıp boylu boyunca suya düşme riskini katbekat artırır. Böyle bir durumda iki ayak birbirine tamamen yapıştırılmalı ve ayak tabanları yerden hiç kaldırılmadan, zeminde hafifçe sürüyerek gerisingeri güvenli alana çekilmelidir.
BONUS: Halk Arasındaki Büyük Yanılgı: “Elektrik Suda Çeker mi?”
Toplumda su baskınlarında elektriğin insanı bir girdap gibi içine çektiği söylenir; fakat elektriğin fiziksel bir çekim kuvveti yoktur. Yaşanan durum, alternatif akımın (AC) vücuda girdiği anda sinir iletimini keserek bacak kaslarını taş gibi kilitlemesi, yani istemsiz kas kasılması (tetani) durumudur.
Beyin bacağı geri çekme komutu verse bile kilitlenen kaslar bu komuta yanıt veremez; kişi adım atamaz, diz bağları çözülür ve dengesini kaybederek suyun içine düşer. Yaşanan bu çaresizlik ve kontrolsüz düşüş hissi halk arasında “su beni çekti” şeklinde tarif edilir.
Tehlikenin en büyüğü de bu düşüş anıdır. Kişi ayaktayken adım gerilimi nedeniyle akım yalnızca iki bacak arasından geçer ve kalbe çok az ulaşır. Ancak kişi suya göğsüyle devrildiğinde temas yüzeyi büyür, vücut direnci düşer ve akım göğüs kafesinden geçerek kalbi saniyeler içinde ventriküler fibrilasyona sokup durdurur.
Kaynak: MaksatBilgi









